Casino İşletmecileri Birliği

Başkan Ahmet Arkın’dan Sektörle İlgili Önemli Açıklamalar

Başkan Ahmet Arkın’dan Sektörle İlgili Önemli Açıklamalar

  • 27 Aralık 2015

Birlik Başkanımız Ahmet Arkın, Havadis Gazetesi’nden Öntaç Düzgün’e verdiği röportajda sektörün kamuoyunca bilinmeyen gerçeklerine değindi.

 

 

Röportajın tamamı şöyle:

 

Poli Eki / Havadis Gazetesi

Arkın: “Devletin casino gelirlerini ölçme kapasitesi yok”

1978 tarihinden beridir ülkemizde faaliyet yürüten casinolar, her zaman tartışma konusu olmuşlar.  Kuzey Kıbrıs’ın turizm imajını bozmakla, kara paranın merkezi olmakla, siyasete yön verebilecek mali bir büyüklüğe ulaşmakla ve en nihayet kumar bağımlılığı sonucu yaşanan sosyal sorunların kaynağı olmakla suçlandılar.

Casino sektörünü tanımak ve yönelen eleştirileri konuşmak üzere Casino İşletmecileri Birliği Başkanı Ahmet Arkın ve Birliğin Koordinatörü Ayhan Sarıçiçek ile bir araya geldik.
Yaptığımız uzun sohbette tüm eleştirilerin cevaplarını almaya çalıştık. Sonunda anladık ki 29 kumarhane ile ortada koskocaman bir sektör var ama bu sistemi yönetebilecek nitelikte bir devlet yok. Devlet, casinolara tıpkı gece kulüpleri gibi bakıyor. Gece kulüplerinde kadın başına aldığı vergiyi, casinolarda makine başına alıyor ve “ne haliniz varsa görün” diyor. Bu sohbetten kısa bir özet:
Poli: Öncelikle Casino İşletmecileri Birliği hakkında konuşalım. Nasıl bir yapısı ve temsiliyeti var?

Ahmet Arkın: Birliğimiz yasa gereği tüm casino işletmecilerinin üye olmak zorunda oldukları ve yönetiminin iki yılda bir tekrarlanan seçimlerle belirlendiği bir yapıya sahiptir. Esas görevi sektörü her platformda temsil etmektir.

 

Poli: KKTC’deki casinoculuğun büyüklüğü ile ilgili bir soru sormak istiyoruz. Casino işletmeciliğinin serbest olduğu ülkeleri dikkate aldığımızda, KKTC casinoculuğunun mali büyüklüğünü nasıl tanımlayabiliriz? Mesela bizdeki büyüklük Malta’dan, Bulgaristan’dan daha mı büyüktür? Rakamlar nedir?

Ahmet Arkın: Sektörü bir tek mali kalem üzerinden tanımlamamız gerekirse, ülke ekonomisine olan katkısının toplam 600 milyon dolar civarında olduğunu söyleyebiliriz. Bu rakam, doğrudan ve dolaylı olarak yarattığı kapasite ile ilgilidir. Casino hasılalarının tam olarak ne kadar olduğunu tabi ki biz bilemeyiz. Bu bilgi devletten alınabilir ancak sektörün neden olduğu mali sonuçları kalem kalem  net olarak söyleyebiliriz. Mesela bu sektör devletin kurumlarına yılda ne kadar para aktarır diye sorarsanız, size bu miktarın 100 milyon dolara yakın olduğunu söyleyebilirim. Bunun dışında reel ekonomiye katkıları bakımından mesela havayolu şirketlerine olan ödemeler, personel giderleri, alımlar, kiralar ve benzeri harcamaları alt alta koyduğumuzda, toplamda 600 milyon dolar rakamına ulaşırız. Sorunuza dönecek olursak, KKTC’deki toplam casino büyüklüğünü, dünyada orta büyüklükte bir yerde diye tarif edebiliriz.

 

Poli: Bu rakam üniversitelerin yarattığı katma değere yakın bir rakam.

Ahmet Arkın: Evet bu doğru. Sizi casinoların olmadığı şartları düşünmeye davet ediyorum. Eğer casinolar olmasaydı acaba KKTC’de beş yıldızlı otel olur muydu veya kaç tane olurdu? Casinoculuk turizme ciddi bir katkıdır.

 

Poli: KKTC’de kaç tane aktif casino var?

Ahmet Arkın: Bu gün itibarı ile aktif casino sayımız 29 dur.

 

Poli: Bu sayıya ön izinler de dahil mi?

Ahmet Arkın: Hayır onlar işletmeye dönüşmedikleri sürece bizim muhatabımız değiller. Bu nedenle ön izin almış işletme sayısını bilemiyoruz. Ancak devletin ilgili birimlerinden kaç adet oldukları ile ilgili bilgi alabilirsiniz.

 

Poli: Bu casinoların kaçı yerli, kaçı yabancı sermaye yatırımıdır? Gelenlerin bazılarının sonradan yurttaşlık aldıklarını biliyoruz.Sermayesini yurtdışından getirenler kaç kişi?

Ahmet Arkın: Yatırımların toplamında yabancılar yüzde 60 gibi temsil ediliyorlar.

 

Poli: Sektördeki istihdamlarla ilgili rakam verebilir misiniz?

Ahmet Arkın: Bu sektörde halen toplam 6 bin 500 kişi çalışıyor.

 

Poli: Bu sayıda yerli istihdamının yeri ne?

Ahmet Arkın: Yüzde 15’i kadar yerli personeldir. Ve bu konu bizim en büyük sorunlarımızdandır. Casinoculuk ile ilgili yaratılan olumsuz imaj sonucu, Kıbrıslı aileler çocuklarının buralarda çalışmalarını istemiyorlar. Ya da çalışmak için gelenlerin çoğu, gece de çalışacağını öğrenince hemen gidiyorlar. Oysa yerli istihdamı sorumlulukların daha az olması nedeni ile bir tercih nedenidir. Biz bu nedenle iş garantili kurslar da düzenledik ancak sadece 5 kişi yetiştirebildik.

 

Poli: Sektörde bir tekelleşme görünümü var. Sayı 29 ancak bir iki grup ön plana çıkmış gibi. Gerçek durum nedir?

Ahmet Arkın: Öyle olduğunu söyleyemeyiz. En çok casinosu olan 5 tane ile Merit grubudur, Erbil Arkın grubun 2 tane, Paşa grubun 2 tane diğerleri kendi namlarına çalışırlar yani çoğul değiller. Bir tekelleşme yok. Birden fazla casinosu olanların zaten ayni sayıda hotelleri de var. İyi bir örnek olarak son açılan ve ETS grubuna ait olan hotelde casino işletmeciliği grubun kendisi tarafından yapılacak ve bu girişim grubun ilk deneyimi olacak. Bafra bölgesindeki yatırımlarda da bu böyle oldu. Sonuç olarak işletme devri yapılmıyor ve bir tekelleşme söz konusu değil.

 

Poli: Deniyor ki; Eskiden hotellerin casinoları vardı ancak şimdi casinoların hotelleri var. Casinoculuk amaç haline dönüştü. Bu görüşe katılır mısınız?

Ahmet Arkın: Casinolar muhakkak ki genel turizm içinde sadece bir araç olmalı. Ancak genel ülke şartları çok farklı. Buranın dışa açılma kapısının sadece Türkiye olması, turizm uygulamalarında eksenin kaymasına neden olmakta ve casinoculuğu ister istemez ön plana çıkarmaktadır. Biz isterdik ki, dolu olan hotellerden casinolara müşteri gelsin ancak bu gün hoteller casinolardan dolayı dolmaktadırlar. Yani hotelleri casinolar doldurmaktadırlar.

Düşününüz ki casinolar yılda 550 bin adet uçak bileti kesmektedirler.
Bunun gidiş geliş olduğunu dikkate aldığımızda, yılda 275 bin kişiyi hotellerimizde ağırlıyoruz demektir. Bu sayıdaki yolcular ayni zamanda uçak şirketlerinin de ayakta kalmalarını sağlarlar. Sözünü ettiğimiz
550 bin biletin parasını casinolar ödemektedirler bunun dışında casinolara kendiliğinden gelen 150 bin civarında farklı bir müşteri grubu daha vardır. Sonuç olarak casinolar, müşteri getiren ve hotelleri dolduran bir konumdadırlar. Bu katkılar olmasa Ercan’a günde iki veya üç uçaktan fazlası gelmez.

 

Poli: Türkiye’nin bu sektöre bakış açısı ile ilgili bir soru sormak istiyoruz. Türkiye’de casinolar, 1998’de dindar ve muhafazakar Refah-yol hükümeti döneminde bir gecede kapatılarak Kıbrıs’a gönderildiler. Akparti yönetimi de Türkiye’de casinoculuğu lanetli gibi göstermeye devam etti. Ancak sıra Kıbrıs’a gelince, büyük bir tolerans gösterildiği anlaşıldı hatta casinolu hotelcilik özel olarak teşviklendi. Bu tutum bir çelişki değil mi? Bir kalkınma modeli olarak casinoculuk neden Türkiye’de değil de bizde uygulanıyor?

Ahmet Arkın: Türkiye, 1980’li yıllarda güney sahillerindeki hotelciliğin yatırım düzeyinde geliştirilmesinde casinoculuğu kullandı. Lisanslar verdi. Ancak o dönemin şartları içinde kontrolü kaybetti. Bu alanı denetleyemeyeceği sonucuna vardı ve hepsini kapattı. Bizde ise kısa süreli bir bocalamadan sonra denetim sistemi yerleşti. Kara para ve güvenlikle ilgili konularda ileri adımlar atıldı, yasalar çıktı. Ve sonuç olarak KKTC devleti kendini şu noktada
buldu: Vergi veren bunlar, uçakları kaldıran bunlar, istihdam sağlayan bunlar o zaman bunlarla beraber yaşamayı öğrenmeliyiz. Aslında bizim istediğimiz bu alanın daha da düzene sokulması ve gelişmesi için devletin bize sahip çıkmasıdır.

 

Poli: KKTC casinoculuğu ile ilgili Türkiye’nin herhangi bir muhalefeti var mı? Siz ne hissediyorsunuz?

Ahmet Arkın: Hayır herhangi bir muhalefet hissetmiyoruz.

 

Poli: Peki KKTC devletinin casino sektörünü mali ve idari bakımdan denetleyebildiğini söyleyebilir misiniz?

Ahmet Arkın: KKTC’de vergilerini ve harçlarını bir tamam ve zamanında ödeyen tek sektör casinoculardır. Buna rağmen denetim olmasını davet eden taraf biziz.

 

Poli: Gelirlerin denetimi yapılabiliyor mu?

Ahmet Arkın: Devlet ihtiyacı olan her alanı denetliyor. İhtiyat sandığı yatırımı yapıldı mı diye denetler. Sosyal sigorta yatırımlarını denetler, lisans ödemelerini denetler, makine başına ödenmesi gereken ödenekleri denetler. Şunu denetleyebiliyorlar mı? Her bir casinonun gelirinin ne olduğunu örneğin, hayır denetlemiyorlar.
Bunun böyle olmasını da kendileri istiyorlar.

Devlet gelirleri neden denetlemiyor biliyor musunuz? Çünkü öyle bir kapasitesi yok ancak buna karşılık masa başına makine başına dünyada eşi benzeri olmayan bir düzeyde vergi koydular. Buna ilaveten bir de “Şans Oyunları Vergisi” diye bir vergi daha koydular ve işi çığırından çıkardılar. Vergi konusunda devlet şöyle düşünüyor; Brüt gelirinizin yüzde 10’u kadar vergi istiyorum ancak hiçbir ödemeniz bir öncekinin altında olamaz. Bu uygulamalar ile devlet kendini garanti altına almak istemektedir ve bu nedenle bu alanda dünyada en yüksek oranda vergi bizdedir. Eskiden kahvecilerin yaptıkları “içtiydi içmediydi ödeycek”
modelini, şimdi devlet casinoculuk alanında uyguluyor. Oysa gerçeklerle yüzleşmek lazım. Mesela devletle şirketler arasında uygulanan KDV’de mahsuplaşma usulü bu sektörde geçerli değil.

 

Poli: Bazı casinoların gelirlerini düşük göstermek için sanal oyunlar oynattıkları ve hesaplaşmayı Türkiye’de yaptıkları söyleniyor. Ne oynanan ne de kazanılan para ülkeye gelmiyor. Böylelikle işletme mali işlem hacmini düşük gösteriyor. Buna ne dersiniz?

Ahmet Arkın: Bu yasa dışı bir uygulamadır ve takdir edersiniz ki bundan haberdar olabilmemiz mümkün değildir. Ancak böyle bir uygulamadan kuşku duyuluyorsa devletin denetim yapması gerekir.
Devlette bir ekibin, sektör hakkında ciddi ciddi kafa yorup emsallerle çözüm üretip iş yapması lazım.

 

Poli: Geçtiğimiz hafta eski bir casino müdürü sokak ortasında Mafya usulü ayağından vuruldu. Geçmişte bir dönem, casino içinde silahlı çatışma oldu ve bazı kimseler öldü. Yakın geçmişte bir casinoya dışarıdan ateş açıldı. Bu eylemler, kuşku duyulan “kumarhane silah ve mafya” varlığı olarak algılandı. Bu sektörde silahlanmak şart mı? Bu olup bitenlere ne dersiniz?

Ahmet Arkın: Sektörün böyle bir yapılanmaya ihtiyacı yoktur ve böyle bir şeyin varlığı söz konusu değildir. Önceki hafta ortaya çıkan vurma olayının sektörle bir ilişkisi yoktur. Olay kişisel sebeplerle yaşanmıştır. Öncelikle bizim silahla bir işimiz olmaz, böyle bir şeyin varlığı kendimizi inkar etme sonucuna varır. Önyargıdan arınmış olarak olaya bakarsak mesela geçenlerde ülkede 42 bin adet ruhsatlı silah olduğu açıklandı. Bu silahlar kimdedir ve kaç tanesi bu sektörde çalışanlara aittir? Bu konuda fikir ileri sürülecekse, rakamlar üzerinden gitmek lazım.

Geçmişte yaşanan Grand Ruby olayı talihsiz bir olaydı ve dönemin hükümeti o gruba mensup herkesi sınır dışı etmekle çok doğru bir iş yaptı. Son dönemlerde yaşanan kriminal olaylara, adam kaçırma, yaralama ve öldürme veya dövme olaylarına bir göz atılırsa, bu olayların hiç birinin bizim alanımızla ilgili olmadıklarını görürsünüz. Grand Ruby olayı hariç bizim alanımız içinde sayılabilecek hiçbir olay yaşanmamıştır. Zaten o olay da kapanmış ve bir daha öylesi bir şey yaşanmamıştır. İşte biz de tam da böylesi bir algıdan kurtulmak için uğraşmaktayız çünkü böyle görünmeyi hak etmiyoruz.

Poli: Bazı hizmetlerinize yönelik olarak esnaf örgütlerinden ve bazı girişimcilerden çok sert eleştiriler gelmektedir. Deniyor ki; Lefkoşa’da zincir otellerden bir tanesi, her akşam casino maksatları ileri sürülerek 3 bin kişiye bedava yiyecek ve içecek dağıtıyor. Casino girişlerinde bir denetim olmadığı için  şehir içinde restoran müşterisi olması gereken insanlar oradan bedava yararlanıyor. Bu haksız rekabet, restoranların iflasına neden oluyor. Berberler, jimnastik, güzellik veya spa salonları bu hotelin öldürücü haksız rekabetine dayanamıyor.

Ahmet Arkın: Bu casinonun müşterisi olmayanlara bilerek bedava yiyecek dağıttığını sanmıyorum. Kendine yarar sağlamayan bir şeyi neden yapsın? Ancak bedava yemek için casinolara gitme ısrarı içinde olanlar olduğunu biliyoruz. Şirketler, kendi içlerindeki takip sistemi ile bu tür insanları tespit ettikleri zaman, içeriye giriş yasağı koyduruyorlar. Her işletmenin haftada 15-20 kişiye bu tür yasaklar koydurduğunu biliyorum.

 

Poli: Girişleri yasak olan Kıbrıslıların denetimi konusunda bir zafiyet mi yaşanıyor?

Ahmet Arkın: Bu konuya biraz daha yüksekten bir yerden bakarsak görürüz ki; küçük, ulaşım sorunu yaşayan ve kendine ait pazarı çok küçük olan bir yerde iş yapıyoruz. Mesela gider Irak’ta bir casino açarsınız, orada potansiyel kumarbazlar vardır ve orası sizin pazarınız olur. Burada ise yurttaşların grişi yasak ve pazar sıfır noktada. Dolayısı ile pazarı dışarıdan getirmemiz gerekiyor. Adama öylesine fırsatlar sunmak lazım ki, gelişi cazip olabilsin. Bizim bakımımızdan “deniz,kum güneş” propagandası yeterli değil ve satmıyor.
Ne yapmamız lazım? Ne yapıyorum? Uçak biletini ödüyorum. Başka?
Otelini ödüyorum, yedirip içiriyorum. Bu tür ikramlarda bulunurken, sistemi delen kaçak işlerle de karşılaşıyorum. Bu tür kaçak girişlerin devamında biz zarara uğruyoruz ve tespit ettiklerimize, yasak uyguluyoruz.

 

Poli: Casinolu hotellerin diğer halka açık faaliyetleri hakkında ne diyeceksiniz? Vergi muafiyeti uygulanan hotellerin kuaförlük, düğün organizasyonu ve benzer şeyler yapması rekabet kurallarına aykırı değil mi?

Ahmet Arkın: Hotelcilikte beş yıldız alabilmeniz, kuaför, Spa, güzellik salonu, spor salonu sauna gibi üniteleri kurmakla mümkündür.
Bu tür hizmetleri vermeye zorunlu tutuluyoruz. Müşterilerimizle beraber bazı yurttaşlarımız da bu tür hizmetleri beğenebilirler ve satın alabilirler. Ama bu kesim, genel faaliyetlerimiz içinde çok küçük bir kesimdir.

 

Poli: Casinolara girişleri yasak olan Kıbrıslıların çok da denetlenmedikleri ve girişler olduğu söyleniyor.

Ahmet Arkın: Kıbrıslıların belirli bir düzeyde giriş yaptıklarını herkes biliyor. Polis baskını olup yakalama olunca da cezası ödeniyor.
Ancak yerli insanlara yönelik yasaklama iyi bir tartışma sonucu getirilmemiştir. Mesela casinolarımıza gelmekte ısrar eden insanlarımızı gözlemlediğimizde, daha çok yaşını başını almış kişiler olduklarını görüyoruz. Casinoya gitmeyi bir tür sosyal eğlence olarak görüyorlar. Bundan da ötesi, gelenler Kıbrıs Cumhuriyeti kimliğini
gösterdikleri zaman   bizim görevliler ne yapacaklarını şaşırırlar
çünkü casinolarımıza o kimlikle gelen çok sayıda Kıbrıslı Rum var.
Şimdi Güney Kıbrıs’ta da casino açılacağını dikkate alırsak bizim insanlarımızın oraya gitmeyeceğinin bir garantisi yoktur. Bu nedenlerle belirli statüler yaratıp, bu kesimlerin casinolara girişlerinin serbest bırakılması lazım.

 

Poli: Kıbrıslı Rumların gelişleri ile ilgili soru sormak istiyorum.
Güney’deki kredi kartları merkezi JCC’nin 2014 ilk 6 ay açıklamasına göre, Güney’den Kuzey’deki casino ve hotellerde, toplam 1 milyon 875 bin Euro harcandı. Buna göre, 2014 ortalaması 3 milyon 500 bin Euro kadar. Bu kesimden memnun musunuz?

Ahmet Arkın: Güney’deki yönetim yurttaşlarının bize gelmemesi için çeşitli önlemler alıyor. Orada da casinolar açılması yönünde yasa çıkardılar ve ihale aşamasına geçtiler. Bu arada yasadışı casinoculuğa göz yumuyorlar. Mesela Larnaka’da bizdekilerden de büyük bir illegal casinoyu görmezden geliyorlar. Ara bölgedeki Pile’de yasadışı 8 tane kumarhane olduğunu biliyoruz. Müdahale yapmıyorlar. Bize gelişin önünü kesmeye çalışıyorlar.

Rum müşterilerimizin gelişinde eskiye nazaran bir azalma var. Bu sıralar Girne, Mağusa gibi yerlere çoğunlukla gitmiyorlar. Daha çok Lefkoşa’da oynuyorlar. Toplam müşteri içindeki payları yüzde 10-15 civarındadır. Yukarıda sözünü ettiğiniz harcamalara gelince; O para, kredi kartı ile yapılan çekişleri gösterir ancak adam kazandığı zaman parasını nakit olarak alır ve gider. Dolayısı ile 3 buçuk milyon Euro’nun hepsi burada bırakılan para değildir.

 

Poli: Güney Kıbrıs’ta çıkarılan Casinolar Yasası’nın özellikle mali disiplin yönünden çok yüksek standartlara sahip olduğu söyleniyor. Bu yasayı incelediniz mi?

Ahmet Arkın: Güney’de çıkan yasayı Türkçe’ye dönüştürerek değerlendirdik ve ilgili devlet birimlerine de verdik. Yasa bizim bakış açımıza göre de iyi çalışılmış, düzgün ve güçlü bir yasa niteliğindedir. Bizde de olması gereken yasanın bütün özelliklerini taşır. Çünkü, vergilendirmeyi gelirler üzerinden öngören, bize göre daha şeffaf ve daha adil bir yasadır.

Güney’de açılacak olan casinolarla rekabet edebilmemiz için şartlarımızın eşit olması lazım. Ancak maalesef, bizde kamu birimleri bu yasaya hiç ilgi göstermediler. Nedeni ise bu alanı denetim altına alabilecek organlarının yeteri kadar olmamasıdır. Düşünün ki; 29 adet casino, Devlet Emlak ve Malzeme Dairesi Müdürü’ne bağlıdır. Bu dairede bu işlerden anlayan insanlar ve birikim yoktur. Onların asıl görevi, devlet emlak ve mülklerini kiralamaktır. Oysa ki casinoculuk sektörü kendi başına bir uzmanlık alanıdır. Bizim devlette de bu yoktur.

Rumlar yasayı yaparken, daha en başta dediler ki; Biz Avrupa’nın en büyük ve en düzgün çalışan casinosunu yapacağız. Bunun için de, yasayı en güçlü kriterlerle oluşturacağız. Peki bu sistemi nasıl denetleyeceğiz dediler ve yasaya bağımsız “Şans Oyunları Kurulu”
oluşması gerektiğini koydular. Yeteri kadar vergi toplayabilmek için ise, açık ve şeffaf bilanço sistemini getirdiler. Bu yapı,bizim de arzu ettiğimiz bir yapıdır ve bizde de uygulanması için devlet makamları ile işbirliği yapmaya hazırız.

Bir diğer konu ise eğer Kıbrıs’ta bir barış olacaksa, bizim varlığımızın devam edebilmesinin tek koşulu dünyadaki sistem içinde uyumlu bir şekilde yerimizi almamızdır. Bu nedenle, uluslar arası kurumlara üyelik için girişimler yaptık ve bazılarına şimdiden üye olduk. Ancak devletin bundan bile haberi yok. Sonuç olarak, oradaki yasa ile buradaki yasanın bir şekilde uyumlaştırılması gerekiyor.

 
Poli: Siz Kıbrıs sorununun çözümünden yana mısınız?

Ahmet Arkın: Biz çözüm yönünde yürütülen çalışmalara destek veriyoruz ve bir barışın gelmesinden yanayız. Bu nedenle olası bir çözümde bu sektörün beklentilerinin neler olduğu hakkında Cumhurbaşkanlığı müzakere heyeti ile görüşmeler yaptık. Orada dedik ki; Biz barış ve çözümden yanayız yeter ki yasalar ve kurumlar bakımından Avrupa’daki sistemle uyumlaştırılalım.

 

Poli: Siz böyle diyorsunuz ama, sektördeki en büyük üyeniz harcadığı milyonlarca Euro ile oluşturduğu medya aracılığı ile barış ve çözüm karşıtı yayınlar yapıyor. Bu kurum, iki yıldan beridir Kıbrıs Türk medyasına haksız rekabet yaparak 2 liraya sattığı gazetenin yanında 3 liralık hediye vererek okuruna diyor ki; Kıbrıs’ta çözüm olursa, topraklarımız elden gidecek mahvolacağız. Bu casino grubunun tavrı, kamuoyunda casino sektörünün tavrı olarak algılanıyor. Çünkü yaptıkları işin ekonomik bir aklı yok. Tavır yayıncılığı yapıyorlar.

Ahmet Arkın: Bu tür bir tavrın casino sektörü ile hiçbir alakası yok.
Birliğimizin asbaşkanı bu gruptan gelen bir arkadaşımızdır ve Kıbrıs sorununun çözümü ile ilgili olarak hiçbir menfi bir tutum içinde olmamıştır. Dolayısı ile neden bu tür tavır içinde olduklarını kendilerine sormanız gerekiyor.

 

Poli: Bu uzun söyleşi için size çok teşekkür ederiz.

2016 Yılı Şans Oyunu Salonları İzinleri Yenilendi
Ulaştırma Bakanı’na Nezaket Ziyareti